Hayatınız boyunca, başkalarının fikirleri, görüşleri, yargıları gölgesinde ne kadar sık kaldığınızı hiç fark ettiniz mi? O gün işe giderken giyeceğiniz kıyafetleri seçerken, sosyal medya hesabınızda hangi fotoğrafınızı paylaşacağınızı düşünürken, hatta bir toplantıda konuyla ilgili yorumlarınızı dile getirirken, ne kadar kendiniz olabiliyorsunuz?
Ne yazık ki günlük hayatımızdaki birçok karar ve eylem, çoğu zaman farkında olmasak da başkalarının onayını, takdirini umarak şekilleniyor. Bir şekilde başkalarının düşüncelerini, kendi fikirlerimizden daha çok önemsiyor ve davranışlarımızı bu doğrultuda şekillendirerek hayatımıza devam ediyoruz. Peki neden başkalarının ne düşündüğünü bu kadar kafaya takıyoruz ya da devamlı bir onay arayışı içerisindeyiz?
korku insan potansiyelinin en kritik daraltıcılarından biri; çünkü kendi hedeflerimize, değerlerimize, planlarımıza odaklanmak yerine devamlı başkalarının ne düşüneceğini, ne söyleyeceğini tahmin etmeye, onların olası tepkileri üzerine kafa yormaya çalışıyoruz. Ve tüm durumlar kendimizi yıpratmamıza neden oluyor. Dahası, sosyal baskıların, başkalarının beklentilerinin bireysel özgürlüğümüzü kısıtlamasına zemin hazırlıyor ve kimlik bunalımına doğru sürükleyebiliyor.
Peki, bu sürekli yargılanma korkusundan özgürleşmenin, kendimizi başkalarıyla kıyaslamadan ve başkalarının görüşüne göre hayatımızı şekillendirmeden yaşamın bir yolu var mı? Elbette, ilk önce yapmamız gereken kendimize odaklanmak. Taoizm’in kurucusu Lao Tzu’nun dediği gibi, “Başkalarının ne düşündüğünü önemsersen her zaman onların tutsağı olursun.”
Başkalarının ne düşündüğüne olan bağımlılığımız, sık sık bizi kendi iç sesimizden, gerçek hedeflerimizden ve mutluluğumuzdan uzaklaştırabilir. Bunu fark ettiğimizde kendi yolumuza bakmak, başkalarının görüşlerine, onaylarına, takdirlerine bağlı kalmadan yaşamak için adımlar atabiliriz
Kendinizi tanıyın: Özgürlüğünüzün ilk adımı, kendinizi gerçekten tanımaktır. Ne istediğinizi, neye değer verdiğinizi ve hayattaki hedeflerinizin neler olduğunu anlamak, başkalarının etkisinden kurtulmanın temeli. Kendinizi daha iyi tanımak için kendinizle daha fazla zaman geçirebilir, meditasyon yaparak iç sesinize odaklanabilirsiniz
Kıyaslama yapmayı bırakın: Sosyal medya, sürekli olarak başkalarının hayatlarıyla kıyaslamamıza sebep olan bir alan olabilir. Ancak unutmayın, herkesin mücadelesi farklıdır ve çoğu insan sadece başarılarını paylaşır. Kendi başarınızı başkalarınınkilerle kıyaslamak yerine, kendi yolculuğunuza odaklanın.
Eleştiriyi alın ama sınırlarınızı koruyun: Eleştiriyi kişisel gelişim için bir fırsat olarak görmek önemlidir, ancak her eleştiriyi içselleştirmemek gerekir. Geri bildirimleri dikkate alın, ancak kendi değerlerinizle çelişen yönlerini reddetmeye hazır olun. Başkalarının yaptığınız herhangi bir işe dair olumsuz yorumlarını, kendi değerinizi ya da başarınızı değerlendirmek için bir kıstas olarak almayın.
en önemlisi...
tekrar tekrar aynı olumsuz düşünceleri, olayları aklımızdan geçirdiğimiz süreç. Bir nevi girdap. Eğer ‘Benim hakkımda ne düşünüyorlar?’ ‘Neden çalışmam hakkında böyle yorum yaptılar?’ ya da ‘Ya yarın toplantıda sunumum kötü geçerse ve kimse memnun olmazsa…’ gibi düşüncelerle kendinizi adeta mahkum ediyorsunuz kendinize karşı nazik davranmayı, öz sevgi ve öz şefkat göstermeyi unutmayın